Monthly Archives: March 2014

Sarp bebeğe…

Sarp’çığım,

Beni çoğunlukla aynı tarz annelerin bulması tesadüf olamaz diye düşünüyorum artık. Doğumundan iki ay kadar önce kısa bir tanışma sohbeti için buluştuğumuzda annen de baban da bana hiç yabancı gelmedi. Bu nasıl oluyor anlamıyorum ama beni çok mutlu ediyor. Hayatın rayında gittiğini, bir yerlerde bir şeyleri doğru yaptığımı hissettiriyor.

Doğumdan bir önceki gün annenle telefonda konuştuk. Böyle anlar da çok tuhaf. Hayatı bütünüyle değişmeden sadece bir gün öncesiydi. Ertesi günden itibaren kalbi artık iki kişilik atacak, beyni iki kişilik düşünecekti. Onun heyecanını ve gerginliğini rahatlatmaya çalışırken, bir yandan da bunları düşünüyordum. Hastanede de, yenidoğan çekimi için geldiğim evinizde de, çok sakin, zarif bir anne karşıladı beni. O günkü gerginliği gitmiş, yerine olaya hakim, sanki on yıldır anne olan biri gelmişti. Şaşırdım ve hayran kaldım :) Bir şeyleri akışına bırakıp yaşayınca her şey nasıl da kendi dengesini buluveriyor…

Umarım hayat senin karşına da hep doğru insanları çıkarır. Saf, gerçek dostluklar ve ilişkiler yaşatır. Mutluluk çok küçük şeylerde saklı çünkü. İyi dostlar, iyi sohbetler, kalabalıktan uzaklaşıp kendini dinleyebileceğin huzurlu bir ev… daha saysam şimdi uzar liste; kedi, kahve, kitap, bisiklete binmek mesela… Ohoo… :)

Rastgele küçük prens. Hayata hoş geldin.

sarp_fdhdsk.jpgsarp-fdh3dsk.jpgsarp_ydfdhdsk.jpgsarp ydfdhdsk.jpg

Doğum çekimleri baharda hediyeli :)

bahar kampanyasıdsk.jpg

Defne bebeğe…

Sevgili Defne bebek,

Normal doğumlar, hele ki uzun sürerse bol hikayeli olabiliyor. Senin doğumuna geldiğimde, yan odada seninle aynı doktorun ellerine doğmayı bekleyen arkadaşınla birlikte anne karnındaki son konforlu saatlerinizi geçiriyordunuz. Belli ki uzun saatler hastanede olacaktık. Derken yan odanın doğum fotoğrafçısı çıkıverdi kapıdan. Tesadüfe bak ki, en iyi dostlarımdan biri :) Uzun ama çook zevkli bir bekleyiş olacaktı bu kez.

Yanlış hatırlamıyorsam 12 saat kadar hastanedeydik. Annen için zor bir süreçti elbette ki. Saatler geçmek bilmedi. Özellikle normal doğumlarda annenin yakın arkadaşlarının, babanın ve bazı durumlarda doğum fotoğrafçısının vereceği desteğin değeri sözlerle anlatılamaz. Annen bu konuda çok şanslıydı. Baban bir an bile elini bırakmadı, arkadaşları masajlar yaptılar, güldürdüler, kafasını dağıttılar. Bir an geldi, çok zor bir an, herkes dışarıya çıktı ve annenle ben başbaşa kaldık. Böyle gerekiyordu. Makineyi bir kenara bırakıp anneni yıllardır tanıyormuşum gibi hissederek onunla birşeyler konuştuğumu hatırlıyorum. Sakinleşivermişti. Annenle belki birbirimizi bir daha hiç görmeyiz, ama eminim o anları ikimiz de unutmayacağız. Böyle durumlarda oluşan o tuhaf bağı tam olarak ifade edebilmek çok zor.

O kadar bekledikten sonra sezaryene döndük, elbette ki moral bozucuydu annen açısından ama senin sesini duyduğu anda ne o uzun bekleyiş kaldı, ne moral bozukluğu, ne başka birşey. Seni kucağına verdiklerinde burnunu öptün. Sihir tamamlanmış, annenle aranızdaki hayat boyu kopmayacak bağın ilk adımı atılmıştı.

Ben tüm bunlara seyirciydim sadece. Hem çok uzak, hem çok içinde. Her seferinde yeniden yaşadığım mucizeyi bir kez daha kaydetmekle meşguldüm. Sen büyü ve bu hikayeyi bir de fotoğraflar eşliğinde dinle diye.

Bu da senin masalın. Her anının tadını çıkar prenses.

defne_fdhdsk.jpgdefne_htdsk.jpgdfndsk.jpgdfn2dsk.jpg